Ana içeriğe atla

Hank’ in Elini Öpmek



HANK ‘in ELİNİ ÖPMEK


( fanatiklerin soyutladığı ve sorgulamaya kapattığı mantık kapısını aralamaya çalışan ağır ironi içeren hikaye)


—————————————————————


Mary: Merhaba, sizi bizimle birlikte gidip Hank’in elini öpmeye davet ediyoruz.


Ben: Pardon?! Ne demek istiyorsunuz? Hank de kim? Ve ben niye onun elini öpmek isteyeyim?


John: Eğer Hank’in elini öpersen, sana 1 milyon dolar verecek; eğer öpmezsen seni eşek sudan gelinceye kadar dövecek.


Ben: Ne? Bu bir tür mafya taktiği mi? Ne oluyor?


John: Hank bir milyarder. Bu kasabayı o kurdu. Buranın sahibi o. İstediği her şeyi yapabilir ve sana 1 milyon dolar vermek istiyor. Fakat elini öpmeden parayı alamayacaksın.


Ben: Bu çok saçma. Neden?


Mary: Sen kim oluyorsun da Hank’in hediyesini sorguluyorsun? 1 milyon dolar istemiyor musun? Bir el öpmeye değmez mi onun için?


Ben: Belki, eğer yasalsa, fakat ..


John: Öyleyse, gel bizimle Hank’in elini öp.


Ben: Hank’in elini sık sık öper misiniz?


Mary: Elbette, devamlı…


Ben: Peki 1 milyon doları aldınız mı?


John: Yok, kasabayı terk etmeden parayı alamazsın.


Ben: Öyleyse neden hemen kasabayı terk etmiyorsunuz?


Mary: Hank söylemeden kasabayı terk edemezsin. Yoksa parayı alamazsın ve seni eşek sudan gelinceye kadar döver.


Ben: Peki, Hank’in elini öpen, sonra da kasabayı terk edip 1 milyon dolar alan birini biliyor musunuz?


Mary: Annem Hank’in elini yıllarca öptü. Gecen yıl da kasabayı terk etti. Eminim parasını da almıştır.


Ben: Onunla konuşmadın mı o zamandan beri?


John: Elbette hayır. Hank buna izin vermiyor.


Ben: Öyleyse, eğer parayı alan herhangi biriyle konuşmadıysanız, parayı aldıklarını nereden biliyorsunuz?


Mary: Kasabadan gitmeden önce biraz veriyor. Belki maaşına bir zam alıyorsun, belki küçük bir loto kazanıyorsun, ya da caddede 20 dolarlık banknot buluyorsun.


Ben: Peki bunların Hank’le ne ilgisi var?


John: Hank’in bazı dostları var.


Ben: Kusura bakmayın ama bu tuhaf bir üçkağıtçılık gibi geliyor kulağa.


John: Fakat 1 milyon dolar burada söz konusu olan. Şansa bırakabilir misin bunu? Ve unutma, eğer öpmezsen seni dövecek.


Ben: Belki, eğer Hank’le konuşursam, ayrıntıları ondan öğrenirsem..


Mary: Hayır, hiç kimse Hank’i göremez. Hiç kimse Hank’le konuşamaz.


Ben: Peki o zaman nasıl elini öpüyorsunuz?


John: Bazen ona bir öpücük gönderiyoruz ve elini düşünüyoruz. Diğer zamanlarda Karl’ın elini öpüyoruz ve o Hank’e iletiyor.


Ben: Karl da kim?


Mary: Karl bir arkadaşımız. Bize Hank’i ve onun elini öpmekle ilgili konuyu öğreten o. Karl için tek yapmamız gereken birkaç kez onu yemeğe çıkarmak oldu.


Ben: Yani Hank diye biri olduğu, onun elini öpmeniz gerektiği ve böylece Hank’in sizi ödüllendireceği konusunda sadece Karl’ın sözüne güvendiniz öyle mi?


John: Hayır, hayır! Karl’da bir mektup var. Hank tarafından kendisine yıllar önce gönderilmiş. Bütün meseleyi açıklıyor orada. Bak işte bu da bir kopyası. Al kendin de gör.


John bana üzerinde “Karl’ın ofisinden” yazılı bir fotokopi uzattı. Üzerinde 11 maddelik bir liste vardı:

1-Hank’in elini öp ve o da sana kasabayı terk ettiğinde 1 milyon dolar versin.

2-Yanında alkol iç.

3-Senin gibi olmayan insanları eşek sudan gelinceye kadar döv.

4-İyi yemek ye.

5-Bu listeyi Hank’in kendisi yazdırdı.

6 -Ay yeşil peynirden yapılmıştır.

7-Hank’in söylediği her şey doğrudur.

8-Her tuvalete gittiğinde ellerini yıka.

9-İçki içme.

10-Sosislerini sosis ekmeği içinde ye, yanında bir şey alma.

11-Hank’in elini öp, yoksa seni eşek sudan gelinceye kadar döver.

Ben: Bu bana Karl tarafından yazılmış gibi geliyor.


Mary: Hank’in kağıdı yoktu, onun için.


Ben: Bana öyle geliyor ki, eğer kontrol etseydik, bu yazı Karl’ın el yazısı çıkardı.


John: Elbette, Hank söyledi, Karl yazdı.


Ben: Kimsenin Hank’i göremediğini zannediyordum?


Mary: Şu anda öyle. Ama yıllar önce Hank bazı kişilerle konuştu.


Ben: Hank’in iyi birisi olduğunu söylediğinizi zannetmiştim. Hangi tür iyi insan, sırf farklılar diye başkalarını döver?


Mary: Hank’in isteği bu ve Hank her zaman haklıdır.


Ben: Nereden biliyorsun bunu?


Mary: 7. madde “Hank’in her dediği doğrudur.” diyor. Bu benim için yeterli.


Ben: Belki de arkadaşınız Karl uydurdu bütün meseleyi.


John: Kesinlikle hayır. 5. madde bu listeyi Hank’in kendisinin yazdırdığını söylüyor. Ayrıca, 4. maddede iyi yiyin, 8. maddede de tuvaletten sonra ellerinizi yıkayın diyor. Bunların doğru olduğunu herkes bilir. Demek ki gerisi de doğru olmalı.


Ben: Fakat 9. maddede içmeyin diyor, ki bu ikinci maddeyle çelişiyor. Ayrıca 6. maddede ayın yeşil peynirden yapıldığını söylüyor ki bu tamamen yanlış.


John: 9 ile 2 arasında hiçbir çelişki yok. 9 sadece 2’yi açıklıyor. 6’ya gelince, aya hiç gitmedin, dolayısıyla doğru olup olmadığını bilemezsin.


Ben: Bilim adamları ayın kayalardan oluştuğunu söylüyorlar ama..


Mary: Fakat kayanın dünyadan ya da uzaydan gelip gelmediğini bilmiyorlar. Yani ay hala yeşil peynirden yapılmış olabilir.


Ben: Bir uzman değilim ama ayın dünyadan geldiği teorisinin çürütüldüğünü zannediyorum. Ayrıca, kayanın nereden geldiğini bilmiyor olmak onu peynir yapmaz.


John: İşte, bilim adamlarının hata yaptığını sen de kabul ettin. Fakat Hank’in her zaman haklı olduğunu biliyoruz!


Ben: Biliyor muyuz?


Mary: Elbette, 5. madde öyle diyor.


Ben: Diyorsun ki, Hank haklıdır, çünkü liste öyle diyor ve liste doğrudur, çünkü onu Hank yazdırdı. Ve Hank’in yazdırdığını biliyoruz, çünkü liste öyle diyor. Bu döngüsel mantık. “Hank haklıdır, çünkü Hank haklıdır” demekten farksız.


John: İşte şimdi anlamaya başlıyorsun Hank’in düşünce biçimini.


Ben: Fakat… Her neyse, boş ver. Peki bu sosislerle ilgili konu da ne? (Mary, yüzünü buruşturdu.)


John: Sosisler sosis ekmeği içinde yenir. Yanında bir şey yenmez. Hank’in yolu bu. Başka türlüsü yanlış.


Ben: Ya sosis ekmeğim yoksa?


John: Sosis ekmeğin yoksa, sosis yiyemezsin. Sosis ekmeksiz sosis yanlıştır.


Ben: Yanında ketçap, hardal da mı yok? (Mary, çok sert bir şekilde baktı.)


John: Böyle bir dil kullanmanın hiçbir gereği yok! Sosis yanında yenecek her türlü şey yanlıştır.


Ben: Yani biraz turşu, içine doğranmış sosis tarzı bir şey mümkün değil mi? (Mary kulaklarını tıkadı ve “Dinlemiyorum bile bunu, la la la la…”)


John: Bu iğrenç. Ne tür bir şeytani mahluk yiyebilir böyle bir şeyi.


Ben: Çok güzel bir şey o. Ben hep yerim.


(Mary kendinden geçti ve John onu tuttu)


John : “Eğer o tiplerden biri olduğunu bilseydim vaktimi hiç harcamazdım bile seninle. Hank seni eşşek sudan gelinceye kadar döverken, ben de orada olacağım ve paramı sayıp sana güleceğim. Hank’in elini da senin için öpeceğim, seni sosis ekmeksiz, turşu yiyici”

Bu blogdaki popüler yayınlar

MQTT Broker Kurulumu – Mosquitto ve deneme

MQTT (Message Queuing Telemetry Transport), nesnelerin interneti alanında önemli haberleşme protokollerinden biridir. Kısaca bir sunucu üzerinden (broker) bir cihazın yayın yapması (publish) ve başka bir cihazın da bu yayını takip etmesi (subscribe) ‘ne dayalı bir yapıdır. Yayın ve takip işlemleri broker üzerinde açılan topicler üzerinden olur. Örneğin; Publisher1 isimli yayıncımız brokerda /ev/priz1 isimli topic (konu) içine ‘aç’ diye yayın yapar. Prize bağlı röle içeren Subscriber1 isimli takipçimiz de brokerdaki /ev/priz1 isimli topic değerini takip eder. ‘aç’ yayınını gören Subscriber1 röleyi sürüp prizi aktifleştirebilir. Aynı topic için birden fazla yayıncı olabilir. (aile üyelerinin telefonlarından aynı prizi kontrol edebilmesi) Bir yayıncı birden fazla topic için yayın yapabilir. Örneğin nem ve sıcaklık sensörü olan cihaz bu değerleri /sensor/nem ve /sensor/sicaklik gibi iki ayrı topic için yayın yapabilir. Yine bir topic’i birden fazla subscriber takip edebilir.(

Spinoza' nın Tanrısı

Einstein' ın ABD üniversitelerinde konferans verdiğinde öğrencilerin ona sık sık sordukları soru: - Tanrı' ya inanmıyor musun? Einstein hep şu cevabı verirdi: Spinoza' nın tanrısına inanıyorum. Spinoza' yı okumayan kişi aynı yerde kalır. Umarım bu özet, benim kadar size de hizmet eder... "Baruch de Spinoza", 17. yüzyıl felsefesinin üç büyük rasyonalistinden biri olarak kabul edilir, Fransız "Descartes" ile birlikte... ....................................................... Spinoza' nın Tanrısı, ya da Doğası... Tanrı şöyle derdi: Dua etmeyi bırak ve göğsüne yumruk atmaktan da vazgeç. Yapmanı istediğim şey, dünyaya çıkıp hayatının tadını çıkarman. Eğlenmeni, şarkı söylemeni ve senin için yaptığım her şeyin tadını çıkarmanı istiyorum. Kendi inşa ettiğin o soğuk ve karanlık tapınaklara gitmeyi bırak. Oraların benim evim olduğunu söylüyorsun. Benim evim dağlarda, ormanlarda, nehirlerde, göllerde, plajlarda. Yaşadığım her yerde sana olan aş

Raspberry Pi 7″ Dokunmatik Ekranı ve Parlaklık Ayarı

Raspberry pi için üretilmiş 7″ 800×480 60fps 10 nokta dokunmatik desteğine sahip ekran DSI bağlantısı ile Rasberry pi kartınıza takılıyor. Güç kaynağı için gpio 5volt pinini kullanabilirsiniz. Ekranın diğer bir özelliği arka tarafında Rpi kartınızı takabileceğiniz vida delikleri bulunması. Raspbian işletim sistemiyle sorunsuz ve kurulum gerektirmeden çalışıyor. Raspberry pi tek kart bilgisayar için bir ekran tercihi projenize göre farklı alternatifler içeriyor. Gpio pinlerine oturan ekranlar, hdmi ekranlar , analog video ekranlar( pek tercih edilmiyor), son olarak mini bilgisayarımız üzerindeki display portuna (DSI) bağlanan ekranlar. Kullanıma amacı tercihi belirleyecektir ancak sorunsuz bir kullanım için benim önerim hmdi ve DSI portuna takılan orjinal rpi ekranı. Ekranı kullanırken bazı kontroller için aşağıdaki komutları kullanıyoruz: Ekranı arka ışığını kapatmak için echo 1 > /sys/class/backlight/rpi_backlight/bl_power Ekranı arka ışığını açmak için e